11 Şubat 2015 Çarşamba



Yaşadığımız şehirleri tanımak, anlamak ve hissedebilmek için arka sokaklarına, çarşılarına dalmak, kaybolmak gerekir. Dev binaların, beton yığınlarının aralarında, AVM lerin koridorlarında dolaşmak o şehri tanımak için yeterli değildir. Hatta tanıyamazsınız! Sadece o şehirde ikamet etmek demektir bana göre.

Bu nedenle yaklaşık iki hafta önce sosyal medyada takip ettiğim İzmir Gourmet Guide ekibinin Gurme Ahmet Güzelyağdöken’in rehberliğinde düzenleyeceği Kemeraltı’nda lezzet keşifleri turunu görünce çok heyecanlandım ve hemen arayarak adımı yazdırdım.



Çarşının arka sokaklarını eski bir rehber olarak dolaşan, blogumda,köşemde yazılar yazan ben tarihsel pencereden gözlemlemeyi bilirim de, bilmediğim lezzet duraklarını keşfetmekten çok keyif alacağımı daha tura başlamadan hissetmiştim.


(Salepçioğlu Camii)

Cumartesi günü sabah 10.00’da Saat Kulesi’nin altında toplanarak Ahmet Bey, ve tura katılanlar ile tanıştık. Gezimizin sadece eski, tarihi lezzet merkezlerinin tanıtımı olmayacağını aynı zamanda tadım şenliği olacağını da fark ettik. Zaten Ahmet Bey’in yemek kültürü,  arkeoloji ve tarih bilgisi ile birleşince gezimiz kadar sohbetimiz de ilerleyen saatlerde tam bir cumartesi keyfine döndü.

Ben de sizi burada köşemde adım adım dolaştırmak isterdim ama çok uzun süreceği için minik özet bir tura çıkarmayı uygun gördüm.

Sizin de yolunuz düşürse çarşıya belki bu mekanlara uğrar kulağımızı çınlatırsınız.

Buyrun bakalım.

İlk olarak Anafartalar Caddesi’nden çarşı içine girdiğimizde henüz sabahın ilk saatleri olduğu için kalabalık ile buluşmamış Ali Galip Şekerlemecisi’nin önünde durarak 1901’den beri hizmet veren dükkanı selamladık. Kısacası; şekerler, çikolatalar, lokumlar ile başladık turumuza.



Sabah kahvaltımızı karakoldan sola saparak ilerlediğimiz, caminin çaprazında bulunan, Antalya’dan gelerek açtığı ufak dükkanında oklava kullanmadan hazırladığı el açması hamurunun inceliği ile ün salmış Antalya Börekçisi’nde yaptık. 
Havanın serin olduğu sabah saatlerini düşünürseniz içtiğimiz çayların da en az börekler kadar lezzetli geldiğini ve bizi mutlu ettiğini tahmin edersiniz. Peynirli, kıymalı el açması böreklerin yanında tatlı lor peynirli katmer mutlaka tadılmalıydı. Öneriler doğrultusunda hepsinden tadarak başlayan kahvaltımız daha ilk durakta nefesimizi kesti.

İkinci durak benim için çok şaşırtıcıydı! Her köşesini iyi bildiğimi sandığım Kemeraltı’nın bu pasajını ( Antalya Börekçisi’nin yanı) hiç fark etmemişim bile! Fark etseydim, içerideki Elgani Badem Ezmecisini de görürdüm mutlaka. 



Halen daha kendi el yapımı üretimi ile çalışan bir badem ezmecisi varmış orada da, ben bilmezmişim. Datça’dan getirdiği bademleri yumurta akı kullanmadan doğal yolla ezen badem ezmecimiz tezgah önünde oluşan uzun kuyruğa tek başına yetti.



Daha sonra çarşının turşucular, balıkçılar, sepetçiler bölümüne daldık. Bilgiler aldık. Hatta kaybolmakta olan bir demirci ustasının çalışmasını seyrettik. Demir tavında dövülürü gözlemledik. Belki de çarşının tek kalmış demirci ustasıydı!



Oradan Abacıoğlu Han’a geçtik. Mimarlık ödülüne layık görülen bu hanı ben size daha önce yazmış, anlatmıştım, hatırlar mısınız bilmem.

Handa bizi Ayşa Boşnak Börekçisi’nin tüm ekibi hazır halde bekliyordu. Yemeğimizi Ayşe Hanım’ın da katıldığı hoş bir sohbetle yedik. Boşnak mutfağı tarifleri, yemek tüyoları, anıları paylaşıldı ve Ayşe Hanım’ın kendi elleri ile yaptığı Boşnak mantısı üzerine ev baklavası tadıldı.

Handan çıkar çıkmaz hemen yanında bulunan Havra Sokağı’na girmemek olmazdı tabii. Rengarenk tezgahların süslediği sokakta Ahmet Bey bize taze balığı anlamanın püf noktalarını anlatırken benin gözüm kestaneler ve yeşil zeytinlerdeydi..

Agora Meydanı’na doğru ilerleyen sokaklarda farklı keşiflerimizden biri de babadan oğla geçen, kebabı ile meşhur Gül Kebap’tı.



Caddeyi geçerek en üst katına çıktığımız katlı otoparktan İzmir’i ve tarihi çarşının kubbelerini seyrettik. ‘’SANA TEPEDEN BAKTIM AZİZ İZMİR!’’ misaliydi…
Otoparkın hemen yan sokağına girer girmez, artık tanımadığımız bir İzmir vardı! Evet; sadece benim değil, ekipteki herkes için farklı bir İzmir Sokağı idi. 

Burada Yeşiloba Çorbacısı, Söğüşçü Muammer, Fatih Kebabçısı, Lokmacı Öztat duraklarında tadımlar yaptıktan sonra, İzmir’e has içecek olan kavun çekirdeğinden yapılan Sübya ile tanıştık. Nasıl elde edildiğini Urfa Bakkaliyesi’nden dinledik, notlar aldık. Hatuniye Camiisi, Dönertaş hakkında tarihi bilgileri dinlerken bol bol fotoğraflar çektik, kendi şehrimizde yabancı bir turist kafilesi gibiydik! 





Sonra Dibek Kahvecisi’nde dövülen kahveyi bir izledik. Sokak mis gibi kahve kokuyordu. Önceden hazırlanmış, kahve paketlerimizin bize hediye edildiğini görünce nasıl sevindiğimi anlatamam. Çünkü; ben tam bir kahve tutkunuyum.

Evet; okurken umarım yorulmamışsınızdır, ben sabah 10.00’dan akşamüzeri 16.00’a kadar süren lezzet turumuzda hiç yorulmadım…

Keyif dolu, lezzet dolu günleriniz olsun

Petek Uluğ

Etiketler: , , , , , , , ,

6 yorum:

  1. Sayın, Petek hanım, Mayıs ayında Manisa seyahatim olacak... Manisa'ya İzmir üzerinden gideceğim. Gidiş ve gelişte toplam iki üç gün de İzmir'de olacağımdan İzmir'i de "bir kez daha" gezme imkanım olacak. Bu tür yazılarınız sayesinde İzmir gezi programım daha da renkleniyor. Bu yazınız da çok hoş ve sempatik bir yazı... Teşekkürler, saygılar...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim sevgili adsız, yorumunuzla beni mutlu ettiniz.Ne güzel paylaşmak ve sizlere vesile olmak. Keyfiniz bol olsun...

      Sil
  2. Adımı yazmayı unutmuşum, üzgünüm... Gürkan Emecan............. Bu arada Kemeraltı ile ilgili diğer yazılarınızı da okudum.. Çok işime yarayacaklar... Tekrar teşekkürler, saygılar...

    YanıtlayınSil
  3. Sayın Petek Hanım, tekrar merhaba. Mayıs ayında bahsettiğim gezimi yaptım. Fakat bu yazıyı yazmak için oldukça zaman geçti biliyorum. Benden yazar olmaz demek ki. Önceden de gezdiğim İzmir'i bu kez daha bir gezdim. Kemeraltı ve civarını daha bir ayrıntılı gezdim. Sizin "Kemeraltı ve Abacıoğlu Hanı"" yazınızı da okumuştum. Agora'yı gezdim, Kısmet lokantasında yöresel yemekleri tattım. Muzaffer İzgü sokaktaki güzel meyhanede iki kadeh rakı içtim. Konak iskelesi civarında -pazar günüydü- kalabalığa karıştım, gün batımında bol bol fotoğraf çektim. Asansör'e çıktım. Basmane'nin arka sokaklarında gezindim, fotoğraf çektim. İzmir'in güzel kızlarını hayranlıkla izledim. Ayrılırken de sizi düşündüm... İzmir'de yaşayan bir çok arkadaşım gibi Petek hanım da gerçekten güzel bir şehirde yaşıyor, ne mutlu ona dedim kendi kendime... Sevgiler, selamlar...GÜRKAN EMECAN

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gürkan Bey, ne keyifli bir gezi olmuş! İçinize sinsin.Bloguma ziyaretiniz için de teşekkür ederim. İzmir gerçekten aurası farklı bir şehir.Herzaman bekleriz...

      Sil

Eger yorum yapamıyorsanız, aşağıda "Yorumlama Biçimi" nin yanındaki küçük ok a tıklayarak anonime gelin.Yorumunuzu tekrar gönderin.